Blog · Beyzanur İgit

Birbirimizi Anlamanın İki Dili

Yakınlık mı, alan mı? Aslında ikisi de aynı köprüden geçiyor.

Bazı ilişkilerde, sevgi hep iki ayrı kıyıdan bakar birbirine.

Biri adım atar, karşıya geçmek ister. Diğeri ise kendi kıyısında kalmayı seçer. Arada görünmez bir köprü vardır; ama adımlar aynı ritimde atılmazsa köprü sallanır.

Kimi insan için yakınlık, güvenin en sıcak hâlidir. Diğeri içinse sınırların bulanıklaştığı bir belirsizlik… Ve işte tam bu noktada, aynı dili konuşuyor gibi görünsek de farklı kelimeler seçeriz.

Hepimizin içinde iki benlik yaşar: düşünen benlik ve hisseden benlik. Düşünen benlik, mantıkla yol alır; planlar, analiz eder, sonuçları hesaplar. Hisseden benlik ise duygularla bağ kurar; sezgileriyle yön bulur, yakınlıkla beslenir.

İdeal olan bu iki yönün uyum içinde olmasıdır. Ama geçmiş deneyimlerimiz, kültürel roller ve öğrendiğimiz ilişki kalıpları bu dengeden birini baskın hale getirir.

İşte bu yüzden, biri yakınlaştıkça diğeri uzaklaşır. Yakınlık isteyen, bağ kurmak ister; uzaklaşan ise özgürlüğünü koruduğunu sanır. Oysa dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır: gülümsemeler, planlar, fotoğraflar… Ama içeride, biri çoktan geri çekilmeye başlamıştır.

Terapist olarak gördüğüm en belirgin gerçeklerden biri şu: Yakınlık talebi, kimi için sevginin ta kendisidir; kimi için ise kontrol kaybı hissi. Ve bu fark, yalnızca teoride değil; ilişkinin tüm dokusunda hissedilir.

Hissi partner, bağın hayati olduğunu bilir. Düşünen partner ise çoğu zaman bu ihtiyacı fazla bulur. Zamanla tanıdık döngü başlar: Yaklaştıkça uzaklaşma, uzaklaştıkça daha çok yaklaşma. Ve bu döngü, sadece iki kişiyi değil, ilişkinin kendisini de yorar.

Oysa denge, tarafların birbirine benzemesinde değil, birbirini anlamasındadır. Düşünen taraf, duygusal yakınlığın bir lüks değil, bağın anahtarı olduğunu fark ettiğinde… Hisseden taraf, duygularını suçlamadan ifade etmeyi öğrendiğinde… İlişki yeniden nefes almaya başlar.

Belki bu yazı, bir çözüm reçetesi değil. Bir davet. Kalp ile zihnin, yakınlık ile alanın, birbirini boğmadan bir arada olabileceği bir köprü kurma niyeti.

Ve belki de soru şu: Siz bu köprüde hangi tarafta duruyorsunuz? Çünkü gerçek sevgi, değişimle birlikte yürümeyi seçtiğimizde ve birbirimizin dönüşümüne şefkatle tanık olduğumuzda derinleşir.

Sevgiyle,

Psikolojik Danışman Beyzanur İGİT

← Tüm yazılara dön

WhatsApp'tan Randevu Al