Blog · Beyzanur İgit

Sevmenin Korkusu

Yakınlık, bağlanma ve sevginin taşıdığı korkular üzerine.

Sabah kahvesi, hâlâ sıcak. Masanın üzerinde iki kupa yok; belki de hiç olmadı. Ama bir zamanlar, o hayal vardı. Aynı sabaha uyanmak, aynı sofraya oturmak, birlikte yaş almak…

İnsan çoğu zaman bir ilişkiden çok, ilişkiye yüklediği hayalin yasını tutar. Çünkü bazen sevgi bile, tek başına yaşanır.

Yakınlık, bazı insanlar için huzur değil, tehdit demektir. Sevgi, sarılmak değil; boğulma hissi uyandırır. Hele ki bağlanma geçmişi güvensizlikle örülüyse, sevilmek bile zor gelir.

Bu yüzden biri sevilmeye yaklaşırken, diğeri geri çekilir. Yaklaştıkça mesafelenir, sevildikçe şüphelenir. Oysa dışarıdan bakıldığında her şey yolundadır: Gülümsenir, mesajlar atılır, planlar yapılır. Ama içten içe biri çoktan geri saymaya başlamıştır.

İşte o görünmeyen an, bir ilişkinin kırılma noktasıdır. Biri hâlâ geleceği birlikte düşlerken, diğeri o gelecekte hiç olmamıştır.

Bağlanma stillerinin ilişkiler üzerindeki etkisi, sadece akademik bir kuramdan ibaret değildir. Gerçek hayatta, birinin “biz” olmaya hazır olmaması, diğerinin kendini yetersiz hissetmesine neden olur. Ama aslında mesele yetersizlik değil; zamanlamadır, kapasitedir, korkudur.

Sevmenin kendisi, bazı insanlar için taşıması güç bir sorumluluk gibi hissedilir. Çünkü sevmek, seçmektir. Kalmaktır. Ve bazıları için “kalmak”, özgürlükten vazgeçmekle eşdeğerdir.

Sevildiklerinde minnet hissederler, severken kaybolacaklarını sanırlar. Bu yüzden en çok da, biri başka bir hayata “evet” dediğinde gerçek farkındalık başlar.

O hayal, meğer sadece bir kişinin zihninde yaşanmış. Geçmiş konuşmalar, bakışlar, dokunuşlar; hepsi şimdi tek taraflı hatırlanıyor. Ve bu fark ediş, bir ayrılıktan daha fazlasıdır. Bu, kurulmayan bir bağın, hiç kurulmamış bir ilişkinin yasını tutmaktır.

Ancak her fark ediş bir kırılma değil, aynı zamanda bir aydınlanmadır. Sevilmediğini fark etmek acıtır. Ama daha acı olan, birini sevilmeye zorlamaya çalışmaktır.

Ve belki de olgunluk, artık sormamaktır: “Ben neden seçilmedim?” Çünkü bazı insanlar, sevmeye hazır değildir. Bazı insanlar, sevilmeye bile hazır değildir.

Ama bu, sevgiden vazgeçmek için bir sebep değildir. Gerçek bağ, korkuya rağmen kalmayı seçenlerle kurulur. Kaçmayı değil, derinleşmeyi göze alanlarla.

Ve her bitiş, aslında daha gerçek bir sevgiye açılan bir eşiktir. Belki bu yazı, bir kapanış değil. Bir niyet. Bir söz.

Artık kendini seçenle yola çıkma sözü. Artık hayalini paylaşabilenle kurulan bir “biz” için… Ve artık, sevmenin korkusu değil—korkuya rağmen sevgiyi mümkün kılacak cesaret için.

Sevgiyle,

Beyzanur İGİT

← Tüm yazılara dön

WhatsApp'tan Randevu Al